(8 Şubat 1965, Türkeli
/ Sinop - )
Bütün öğrenim hayatı İstanbul’da geçti. Şişli İmam Hatip Lisesi’ni
(1983), Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni (1989) bitirdi. Gebze ve
İstanbul’da öğretmenlik yaptı. İstanbul’da yaşıyor.
Özülke
dergisini kurdu ve yönetti.
Kardelen, Derkenar, Düşçınarı, Endülüs, İtibar, Kırklar, Kırknar, Lamure, Ünlem,
Yansıma gibi dergilerin mutfağında bulundu. Çeşitli gazetelerde
kültür-sanat yazıları yazdı. Radyolarda şiir ve edebiyat programları yaptı.
Elektronik edebiyat dergisi dergibi.com’un editörlüğünü üstlendi.
İlk şiiri 1987 yılında yayımlandı. Şiirleri, öyküleri, yazıları ve
söyleşileri Akit, A’mâk-ı Efkâr, Ayasofya,
Birnokta, Dergâh, Derkenar, Deve, Düşçınarı,
Endülüs, İkindi Yazıları, İtibar, Karabatak, Kardelen, Kırkayak, Kırklar, Kırknar,
Kitap, Lamure, Milli Gazete, Özülke, Sağduyu, Şiir Ülkesi, Türk Dili, Ünlem,
Yansıma, Yedi İklim vb. gibi dergi ve gazetelerde yayınlandı. Edebiyatın
şiir, öykü, deneme ve inceleme alanlarında ürünler verdi. Sokak sosyolojisi
bağlamında kitaplar yazdı. Şifahi kültür ve hatıra alanında kitaplara imza
attı. Hüseyin Akın şiirinin, en önemli özelliklerinden biri okuyucuyu
şaşırtmasıdır. Akın klişeleşen yargılarında aksini iddia eder ve okurun ezberini
bozar. Hüseyin Akın`da deformasyon, şairin ironik bakışının bir tezâhürüdür.
İroni, şiirinin hayat damarlarından biridir.
Ödülleri:
“Hû Dönüşü” adlı kitabıyla 2014 Türkiye Yazarlar
Birliği Deneme Ödülü’nü aldı.
Yapıtları:
Şiir
Kitapları:
& Sevmek, Karanfil ve Kiraz (1997)
& Ay Tanığım Olsun (1998, Beyan Yayınları, İst., 64 s.)
& Çöl Vaazları (2001, Birey Yayıncılık, İst.)
& Kumaştan Çalan Terzi (2003, Mavi Ağaç Yayınları, İst., 55
s.)
& Ömrümün Kısa Günü (2009, Profil Yayıncılık, İst.)
& Yan Tesir (2017, Şule Yayınları, İst.)
Öykü Kitapları:
& Hepsi Hikaye (2007, İlke Yayıncılık, İst., 102 s.)
Deneme Kitapları:
& Deneme Yanılma (2003, Mavi Ağaç Yayınları, İst., 155 s.)
& Ateistler İçin Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi (2005)
& Kitabım Çıktı Alınmayın (2006, Lamure
Yayınları, İst., 136 s.)
& Geçmiş Günler Matinesi (2007, Artus Kitap,
İst., 145 s.)
& Canlı Renkler (2010, Profil Yayıncılık, İst., 128 s.)
& Hû Dönüşü (2014, Ülke Edebiyat, İst., 102 s.)
& Kaybolmak İçin Nereye Gitmeli (2.Baskı: 2016, Ülke
Edebiyat, İst.)
& Yalan Dünyanın Yanlış İşleri (2014, Ülke
Edebiyat, İst., 134 s.)
& Tespitçi Dükkânı (2017, Ülke Edebiyat, İst., 160 s.)
Şehir ve Anı Kitapları:
& Ayağımda Kırk Numara Kağıthane (2011, Heyamola
Yayınları, İst., 184 s.)
Hakkında
Yazılan Yazılardan Alıntılar:
/ “Hüseyin Akın
şiiri, dersten kaçan haylaz bir talebenin yüzündeki muzip tebessümü hatırlatır
bana. Bir yoklama kaçağıdır bu şiir. Sıraya ve hizaya asla girmez. İnsanın
yaradılışındaki bilgeliğe aykırı hiçbir şeye asla selam durmaz. Uçarıdır, dik
başlıdır, meraklıdır, çocuksudur. Diliyle, imgeleriyle, gündelik hayatın içinden çekip çıkardığı usta
işi gözlemlerle büyümesi durmuş bir çocuğu andırır. Kelimeleri kuyumcu
titizliğiyle işlerken bile uçarı bir muziplikle dokunur onlara. Değiştirir,
deforme eder ve gerçeğin şık bir parodisine dönüştürür onları. Teşrifatçı
değildir Akın şiiri. Gösterişten, büyük sofralardan, büyük nümayişlerden, büyük
söylevlerin şehvetli kırıntılarından hiç hazzetmez.
Akın şiiri mülkiyetsiz bir şiirdir.
Çünkü bütün mülkiyetleri yakan ölümün izinde yürür hep. Ölümün sözünden çıkmaz.
Sözlerini besleyen vaazlar, dünyayı yaşanmaz bir hâle sokan fesatçılara,
çıkarcılara, haramilere dek uzanır. Kumaştan çalan terzilerin foyasını meydana
çıkarır. Kaçar gibi sever dünyayı. Uzaktan, mutmain ve gönlü tok. “Soğuk savaş
üstüne haydi abdest alalım/ ılık su iyi gider dünyanın gidişine” dizesiyle bizi
dünyanın görülmemiş arka bahçelerine çağırır. Arka bahçelerde soğuk sular,
rüyalar ve kaybettiğimiz insan dikkatlerimiz vardır.
Dünyaya inanmayan ama rüyaya inanan bir
şairdir Akın. Bu yüzden nereden bakarsak bakalım, gökyüzü gibidir onun şiiri. Gökyüzü
gibi dingin, gökyüzü gibi uçarı… Sahi, uçmak da aslında gökyüzünde yürümek
değil mi? Ayakları göğe sağlam basan bir şairdir Akın. Yüzü, yerden yağan
rahmeti karşılama heyecanıyla her dem apaydınlıktır. Rüyalar gibi.”
Ahmet
Edip Başaran
/ “Şiir konusunda
konuşacak yetkinlikte görmüyorum kendimi ama Kumaştan Çalan Terzi, sessizce ve
müddei olmadan şiirini ören Hüseyin Akın için “ustalık belgesi”ydi benim
gözümde. Daha sonra da şiirler yayınladı. Neden bilmiyorum, bu kitabın yeri
bende ayrıdır. Hep ayrı oldu.
Hüseyin Akın derken, ayrıca, önemli bir
deneme yazarından söz ediyoruz. “Meselesi olan bir edebiyatçının yazdığı
denemeler nasıl olur?” Herhalde Hüseyin Akın’ın yazdığı gibi olur. Nurullah
Ataç’ı yıllardır zevkle okuyoruz. Eskimedi, eskimiyor. Rasim Özdenören’i
okuyoruz. İsimleri çoğaltabiliriz. Hüseyin Akın da, süreç içinde, mühim bir
deneme yazarı olarak temayüz etti. Çünkü hep okuyacağımız şeyler yazıyor.
Dost Hüseyin Akın için söyleyeceklerimi
mahfuz tutuyorum. Bu, ancak, başlı başına bir yazı konusu olabilir. Şu kadarını
söyleyeyim: Yanında kendinizi rahat hissettiğiniz biridir Hüseyin Akın. Onun
yanında susarak saatler geçirebilirsiniz. Bu suskunluklar batmaz. Zaten,
yanında rahatça susabildiğiniz biri dostunuzdur.”
Ahmet Kekeç
/ “Hüseyin Akın,
cevval şiirler ve yazılar kaleme alıyor. Risk alarak yazıyor: Uzun dizeler
kuruyor, emek isteyen mevzular seçiyor, itiraz ederken nezaketini korumaya
çalışıyor. Akın, çalışkanlığına eşlik eden bir hüsn-ü niyetle yazıyor. İtimat
ve emniyet telkin eden bir kültür insanıyla karşı karşıyayız.”
Ahmet Murat
/ “Hüseyin Akın’ın
bugüne kadar yayınlanan dört tane düzyazı eseri var. Fakat bunlardan en son
çıkan Canlı Renkler’i bir milat olarak görmek lazım. Bunun nedeni ise Akın’ın
Canlı Renkler’de bir tür kültür ve ahlak arkeologu gibi hareket ederek önemli
bir birikim inşa etmesidir. Akın’ın bu yazılarındaki temel derdi hatırlama
gayretidir. Neyi yitirdiğini dahi hatırlayamayan bir toplum haline geldiğimizi
hesaba katarsak, bu önemli bir gayrettir. Geleneğin ve kadim kültürün
zenginlikleriyle onlardan mahrum kalan yeni kuşaklar arasında köprü olmayı
seçmiştir o. Bu seçiş zorunlu olarak onu kimi köşe taşı isimlere yöneltmiştir.
Bu isimler Canlı Renkler’de bir resmigeçit halinde yerlerini almıştır.
Beşir Fuat, İbnülemin, Tanpınar, Asaf
Halet, Topçu, Kutuz Hoca ve Hüsrev Hatemi gibi Türkiye’nin yirminci yüzyılda
geçirdiği dönüşümü bizzat yaşayanlar, Hüseyin Akın’ın yazılarında yakından
baktığı isimlerdir. Bu isimler aracılığıyla edebiyat ve düşünce gibi iki hayatî
alanın temel dinamiklerini ve değişimlerini tespit eder. Böylece bir yandan
bize bilgi aktarırken öbür yandan da ahlak seviyemizi yükseltir. Hüseyin
Akın’ın mevzubahis yazılarının Canlı Renkler sonrasında İtibar’da devam
ettiğini de belirtmek lazım.”
Ali Görkem Userin
/ “Hüseyin Akın
anılırsa veya anarsam, İbrahim Tenekeci’yi, İbrahim Tenekeci anılırsa Hüseyin
Akın’ı da hatırlarım. Çünkü doksanlı yılların sonuna doğru, ikisiyle aynı günde
tanıştım. Her ikisi de bu hayatın iniş ve çıkışları üzerinde, dengelerini
kaybetmeden dururlar. Her ikisi de Müslüman şairlerin coşkuyu (cûşiş) en fazla
tatmış olanlarından, coşkulu şairlerin en dengelilerindendir. Hüseyin Akın,
biraz daha "muallim bey", İbrahim Tenekeci ise biraz daha fazla "ağabey"dir.
Bu iki dost, hayat olaylarına Müslümanca bakarlar, duruşları alçakgönüllüdür.
Fakat kendi şiirlerinin ve yazılarının da değerini bilen bir duruştur bu. Onlar
ne düşünürler bilmem, fakat ben onların şiir zevkini ve şiir anlayışını, benim
şiirimin doku ve kan grubundan kabul ediyorum. Her ikisine de hoşça seyahat
diliyorum bu sefinede.”
Hüsrev Hatemi
/ “Hüseyin Akın,
benim için “uzun bir dürüstlük” demektir. Edebiyatta, birkaç sene bile uzun bir
süre kabul edilir. İki şairin beş sene arkadaş kalması, mühim bir olaydır. Biz
ise, çok şükür, yirmi senedir bir ve beraberiz. "Kardeşten ileri"
denilir ya, öyleyiz. Sühreverdi, “Dostluğun Şartları”nda şöyle der:
"Ayrılıktan şiddetle kaçınmak, birlikte olmaya ısrarla devam etmek…"
İkimiz de bu nasihati tuttuk, Allah'ın izniyle, tutmaya devam edeceğiz. Hüseyin
Akın iyi bir şair ve iyi bir yazar. Bana kalırsa, hepsinden daha önemlisi, iyi
bir insan. Çünkü o, gökkubbede hoş bir seda bırakmak adına, hoş olmayan işler
yapanlardan değil.
Hüseyin Akın'ın bir diğer özelliği de
alabildiğine cömert olmasıdır. Zengin olmayan bir insanın cömert olması, ne
güzel bir şeydir öyle…
İbrahim Tenekeci
/ “Hüseyin Akın bizim
kuşağın rekortmenlerinden: Şimdiden on beş kitap yazdı. Alnının teri, bileğinin
hakkıyla şiirde ustalaştı. Hikâye cephesindeki üstün hizmetleri yazık ki
ödüllendirilmemiştir. Denemelerinde işlek bir barışçılık vardır. Espritüel,
enerjik, şerbetmeşrep bir edebiyatçıdır.”
Murat Menteş
/ “Biz şuara ne kadar
avunsak da, Ademoğlu’nun kahir ekseriyeti şiir dışında kalan bir dünyada nefes
alıp verir. Şairler şiir yazarken terlemezler, kafiye düşürürken yorulmazlar.
Onları asıl bitap düşüren, asıl hırpalayan şey, şiir dışında kalan o dünyada
nefes alıp vermeyi reddetmeleridir.
Yaş ilerledikçe, şiir hususunda hayran
olunacak şeyin parlak mısralardan, harikulade icatlardan daha başka bir şey
olduğunu öğrendim. Nedir o? Şiirde ısrar etmek, temas ettiği her şeye şiiri
bulaştırmak, her temasından üstüne şiir sürünmek. Şiir mihengine vurulmamış
olanı reddetmek.
Hüseyin Akın’ın yazdığı şiirle rabıtanız
olur ya da olmaz. Meşrebinize uyar ya da uymaz. Ama yazdığı her satırdan önce o
ısrar okunuyor. Bunun hakkını vermek, bunun altını çizmek lazım.
Bir de şu: Tevekkeli değil, bir laf
söyleyince başına iş gelmek, şairliğin şanındandır.”
Süleyman
Çobanoğlu
/ ““İsmi Hüseyin
konmuş çocuklar, bir kadim hikâyenin yükünü omuzlamakla mükellef olurlar”
diyesim geliyor. Hüseyin Akın yanımda durduğunda, “kalabalığa karşı
yürüyebiliriz” duygusunu derinden hissettiren adamlardan biridir benim için.
Hayatla, ölümle sahih, sahici bir ilişki kurmuş insanların içindeki derin
yaraya rağmen mütebessim yüzleri vardır. Hüseyin Ağabey'in yüzü diyorum;
yarasını örtmeyen bir gülümseme taşıyor. Hayatında edep olanın, kelimelerinde de
edep oluyor. Şiiriyle, edebiyle, yarasıyla, tebessümüyle yanımızda
durduğumuzda, "dur bakalım, Allah önümüze daha neler açar?" dediğimiz
adamlardan. En nihayetinde dünyaya değil, rüyaya inanıyor. Bu da kafi yaşamak
için.”
Tarık Tufan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder